Yağ Enjeksiyonu Lipo – Lifting

Yüz yaşlanmasının ilk belirtileri genelde sanıldığı gibi ciltteki kırışıklıkların ortaya çıkması ve derinleşmesi değildir. Kırışıklıklardan daha önemlisi yüze yaşlı ve yorgun bir ifade veren yüzün özellikle orta bölümünde dolgunluğu sağlayan yağ yastıklarının erimeye başlamasıdır.

Yüzde oluşan kırışıklıklar genellikle 30’lu yaşların sonlarında dikkat çekmeye başlar. Ancak bundan 10 yıl önce yüz dolgunluğunu kaybetmeye başlar. Özellikle göz kapaklarının altında mevcut yağ yastıklarının erimesi 3 önemli probleme yol açar.

  • Yüzün orta kısmı boş iskeletsi bir hal alır
  • Yüzdeki çizgiler derinleşir
  • Gözkapakları sarkmaya başlar.

Bu problemlerin hepsini birden çözmek için yüzün orta kısmında boşalan bölgenin tekrar kişinin kendi dokusu ile dolgunlaştırılması gerekir

Günümüzde yağ transferi amacı ile 2 yöntem kullanılmaktadır.

  1. Konvansiyonel yağ enjeksiyonu
  2. Mikro yağ transplantasyonu

Bu iki yöntem arasındaki fark enjekte edilen miktarın kalıcılığındadır. İlk yöntemde alınan yağ olduğu gibi ve kitle halinde enjekte edilirken, mikro yağ naklinde yağ düşük basınçta dokuya zarar verilmeden alınır, özel bazı işlemden geçirilir, ve dokuya katman katman çok küçük miktarlarda ekilir. Bu şekilde, konulan yağ hücrelerinin erime oranı % 80’lerden % 30-40’lara indirilmiştir

Eski yağ enjeksiyonlarında uygulamanın kalıcılığını arttırmak için tekrar yapılması gerekiyordu. Bu amaçla hücrelerin dondurulması ise tekrarlayan enjeksiyonlarda vücuda ölü hücrelerin verilmesi ile sonuçlanırken ne yazık ki bir işe de yaramıyordu.

Canlı dokunun yağ enjeksiyonuna göre daha az miktarda verilmesi, yüzdeki dalgalanmaları ve aşırı şişlikleri engellemektedir. Ayrıca hücreler vücutta canlı kaldığından genellikle tek bir enjeksiyon yeterli olmaktadır. Bu teknikte yaşlanmaya bağlı olarak aşağı sarkan ya da boşalan yüz bölümlerinin (yanaklar, elmacık kemiklerinin üst kısmı ve dudak çevresi) karın ya da kalçadan alınan yağ ile doldurulması mümkündür.

Bu teknikte yaşlanmaya bağlı olarak aşağı sarkan ya da boşalan yüz bölümlerinin (yanaklar, elmacık kemiklerinin üst kısmı ve dudak çevresi) karın ya da kalçadan alınan yağ ile doldurulması mümkündür.

Bu yöntemin dolgu maddelerine göre avantajı hastanın yüzünün ihtiyaç duyduğu kadar yağın fazlalık bulunan vücut bölgelerinden (karın yada kalça) alınıp kullanılabilmesi ve konulan yağın ortalama % 60 oranında kalıcı olmasıdır. Ayrıca kullanılan hücreler hastanın kendi dokusu olduğundan hiçbir alerji riski yoktur.

Bu uygulamanın lokal anestezi altında, ameliyathane şartlarında yapılması, hastanın ağrı duyma olasılığını engeller ve enfeksiyon riskini ortadan kaldırır.

Uygulama sonrasında hasta 1-2 saat içinde normal hayatına dönebilir. Yüzde, 4-7 gün süren ve konulan yağ miktarına bağlı bir ödem ile hafif morluklar oluşabilir.

Tecrübeli ve uzman bir ekip tarafından uygulandığında son derece güvenilir ve başarılı bir yöntem olan yağ enjeksiyonu günümüzün en başarılı ameliyatsız yüz gençleştirme tekniklerinden biridir.

Kök Hücreden zengin doku enjeksiyonları

Canlı vücudundaki tüm hücrelere dönüşebilen ve kendini devamlı yenileyebilen hücrelere, tüm hücrelerin kökeni anlamında kök hücreler adı verilmiştir. Erişkin bir kişinin tüm dokularında, o dokunun bütünlüğünü ve devamlılığını sağlamak için doku hücrelerinin küçük bir yüzdesi kadar erişkin kök hücresi bulunur. Bunların görevi, yaralanma, hastalık vd. nedenlerle oluşabilecek doku hasarı veya kaybını telafi etmektir. Günümüzde kişinin kendi vücudundan alınan lipoaspirat içinden izole edilen MKH’lar ile doku ogmentasyonu uygulamaları başlamıştır.

Kök hücreden zengin doku enjeksiyonlarının klasik yağ doku nakillerine göre avantajı, bu hücrelerin yeni damar oluşumu yeteneklerinin çok daha fazla olması nedeni ile nakil sonrası kayıp oranının daha az olması, dolayısı ile daha az miktarda dokunun transferinin yeterli olmasıdır. Bu, durum hastaların uygulama sonrası şişmelerini en aza indirmektedir.

Bunun dışında transfer edilen hücrelerin doku yenileme özelliklerinden yararlanılabileceği, bir diğer deyişle cildin kendini gençleşrime yeteneğini artıracakları yönünde çok sayıda yayın vardır.

Canlı dokunun yağ enjeksiyonuna göre daha az miktarda verilmesi, yüzdeki dalgalanmaları ve aşırı şişlikleri engellemektedir. Ayrıca hücreler vücutta canlı kaldığından genellikle tek bir enjeksiyon yeterli olmaktadır. Bu teknikte yaşlanmaya bağlı olarak aşağı sarkan ya da boşalan yüz bölümlerinin (yanaklar, elmacık kemiklerinin üst kısmı ve dudak çevresi) karın ya da kalçadan alınan yağ ile doldurulması mümkündür.

Bu uygulamanın lokal anestezi altında, ameliyathane şartlarında yapılması, hastanın ağrı duyma olasılığını engeller ve enfeksiyon riskini ortadan kaldırır. Uygulama sonrasında hasta 1-2 saat içinde normal hayatına dönebilir. Yüzde, 4-7 gün süren ve konulan doku miktarına bağlı bir ödem ile hafif morluklar oluşabilir.

Tecrübeli ve uzman bir ekip tarafından uygulandığında son derece güvenilir ve başarılı bir yöntem olan zenginleştirilmiş doku enjeksiyonu günümüzün en başarılı ameliyatsız yüz gençleştirme tekniklerinden biridir.